SPİNOZA NIN TANRISI

Spinoza 17. yüzyıl felsefesinin üç büyük “Rasyonalist”inden biri olarak kabul edilir, Fransız *Descartes* ile birlikte.                                                                                                           Spinoza’nın tanrısı ya da doğasına göre Tanrı şöyle derdi:

Dua etmeyi ve boşuna göğsüne yumruk atmayı bırak! Yapmanı istediğim tek şey, dünyaya çıkıp seni cezalandırmıyorum. Beni sadece sevmen yeterlidir.. Benden özür dilemeyi de bırak; çünkü affedilecek bir şey yok. Eğer seni ben yarattıysam… Seni özgür iradenle donattım. Sana verdiğim akıl ve iradeni kullanarak yaşıyorsan seni nasıl suçlayabilirim? Seni sen olduğun nasıl cezalandırabilirim? Bir yaratıcı bunu nasıl yapabilir? Her türlü emirleri unut, her türlü yasayı unut; bunlar seni manipüle etmek için, seni kontrol etmek için, senin suçluluk hissetmeni isteyenlerin kurgusudur. Bunlara inanma, sadece kendi aklını kullan.. Kendine saygıgöster ve kendin için istemediğin şeyi başkalarına da yapma. Senden tek istediğim hayatına dikkat etmen. Çünkü bu hayat ne bir test, ne bir basamak, ne bir adım, ne bir prova ne de cennete giden bir yoldur…. Ben seni tamamen özgür kıldım; Ödül yok, ceza yok, günahlar yok, erdem yok, kimse skor taşımıyor, kimse kayıt tutmuyor. SADECE SEVGİ VAR..!!! Ancak hayatında bir cennet veya cehennem yaratmak için kesinlikle özgürsün.!! Bu hayattan sonra bir ne olup olmadığını söyleyemem, ama sana bir tavsiye verebilirim ; Bu hayattan sonra bir şey yokmuş gibi yaşa. Düşün ki bu hayat senin zevk alman, sevmen ve var olman için vardır, yani hiçbir şey yoksa, sana verdiğim bu yaşama fırsatından zevk almış olacaksın. Ama eğer bir şey varsa, orada da sana iyi mi kötü mü diye sormayacağım.. Sana soracağım tek şey, beğendin mi? Eğlendin mi? En çok neyi beğendin? Yaşamında ne öğrendin ve hangi güzel işleri yaptın olacaktır.. Bana inanmayı bırak; inanmak tahmin etmek, hayal etmektir. Bana inanmanı istemiyorum, beni kendinde hissetmeni istiyorum. Beni sevmen yeterli.. Övülmekten sıkıldım, teşekkür edilmekten bıktım. Minnettarlık hissediyor musun? Bunu kendine, sağlığına, ilişkilerine ve dünyaya göz kulak olarak ifade et. İzlendiğini mi hissediyorsun?… Neşeni ifade et! Beni övmenin doğru yolları bunlardır.. İşleri zorlaştırmayı bırak ve benim hakkımda birilerinin öğrettiklerini papağan gibi tekrarlamaktan vazgeç.. Emin olabileceğin tek şey burada olduğun, ve yaşadığındır..Nitekim bu dünya harikalarla doludur.. Etrafına baktığında beni görecek ve hissedeceksin.. Neden daha fazla mucizeye ihtiyacın var ki? Beni dışarıda ararsan bulamazsın. Beni sadece kendi içinde bulursun.

SPİNOZA

BABA

Yazacaklarım benim özelimde yakın ortamımda gördüklerim.Geneli kapsamayabilir ben de genelleme nin yanlışa düşürdüğünü bilir ve yapmam..Benim yazımla hiç ilgisi olmayan yaşantılar da vardır,olabiliyor.Ben bugün bir videoda gördüğüm olay üzerine kendi yaşamımda gördüklerimi klavyeye döktüm.Kişisel bir bakıştır.

Benim izlenimim şudur.Evde,ailede çocuklar daha çok cıvıldaşmayı şakalaşmayı nazlanmayı anne ile yaparlar.Anne daha yumuşak gelir çocuğa..

Babalar daha bir sessizdir.Bir kenarda durup bu cıvıldaşmalerı mutlulukla izler.Baba evde sanki büyük bir çocukmş gibi dolanır.Gün gelir çocuğuna aldığı oyuncağı oynadığı olur.Çocuklara sabrı daha azdır.Hemen sonuç almak ister.Yapacaklarını ve süreçleri pek anlatmaz. Gün bir bisikletle çıkagelir vb. Anne hayallerinden yapacaklarına ne varsa ince ince anlatır.Çocuklar ona daha çok sokulur..

Fakat yaşamda gerçek karekterleri zor anlarda görürüz.

Baba zor bir an görünce değişir.Bir çocuk oyununda olduğu gibi hemen oyuna “EBE “olarak katılmayı ister ve oyunu değiştirir.”Takım”ı zor anlardan kurtarır.

Karakter ortaya koymak zor anlarda zor gün ve zamanlarda belli olur.O koca çocuklar da böyle zamanlarda büyür.Gözde ve gönülde..

Yüreğinde annelik ve babalık taşıyan karakter ortaya koyabilen anne ve babalara saygı ile..

Ersoyca.

Herşey Sana Göre Değil!

Birileri bazen öyle bir Dünya istiyor ki.. Herşey onunla ilgili olsun.Öyle bir dünya olmadığını anlatmak zor.

Bir kişiye telefon ediyor, karşıdaki cevap veremiyor.Defalarca çaldırıp, çıldırıyor.Kisi meşguldür.Canı sıkkındır.Başında bir durum vardır.Uygun olunca döner.Yok o telefon açınca hemen cevap alacak.Olmuyor bazen.Cok acilse mesaj gönder.Onu yapmaz,çünkü konu önemsiz sıradan bir durumdur.

Bir insan her zaman güler yüzlü,sevgi dolu olamayabilir.Yüzünü bana mı astı acaba cılar var.Hayır seninle ilgisi yok!Günü kötü geçti,rahatsızlığı var,kafasında bir düşünce var falan.Senle ilgisi yok.Sen istiyorsun ki bana gülümsesin.İci gülmüyor ve senle ilgisi yok.Anla.

Hayatta herşey bizimle ilgili ve bize göre değil.Bizden başka bir dünya yaşam var.Herşeyi kendine bağlama.

Bu kendini büyük görme ben merkezci olma huyundan oluyor.Yanlış.

Bunları bahane edip iletişimi kesmek istiyorsan zavallısın.Ergenlikte kalmışsın.

Hayatta her an herkes herşey sizin emrinize hazır olmayabilir.Biraz sabır,biraz izân,biraz anlayış, hatta tolerans gerekir ki yaşamla uyumlu yürüyelim.

Herşey bize karşıt ya da yanımızda değildir.O an, o gün öyle yaşanır.Senin kişiliginle karekterinle,vb ilgisi yoktur..

Ersoyca..

GEÇMİŞ GEÇMEZ…

Günü geldiğinde,kim zihnine ne ekildiyse onu kullanır. Onu yaşatır…
Çocuklukta etkilendiğimiz durumlar kişiliğimizi direkt etkiler ve bu etkilerden kurtulmak kolay olmaz.
Küçüklükte yokluk çekilmişse
her şey para olarak bilinir.

Başkasından almayı da başkasına vermeye de zorlanır.
Sımsıkı sarılır sahip olduğuna
Paylaşmaz zor gelir.
Yokluk ve azlıkla yetişen insanda biriktirme herhangi bir şeyi atamama davranışı gelişir.
Muhakkak bir yerlerde atamadığı malzemeler eşyalar vardır.Neyi nereye koyduğunu bilemez gider yenisini alır. Sonra aldığına dair eskiyi bulur. Oysa iş işten geçmiş biriktirdiğinden yararlanamamıştır.

Basit bir fiyat farkı olur diye dükkan dükkan gezerek çok cuzzi fiyat farklarını büyütür ona kafayı yorar.11 e aldığı ürünü başka yerde 10.99 a görse üzülür.Ekonomik sıkıntısı olmamasına rağmen..
Varlık içinde büyüyen de kullanılabilir ürünü bile atar.Değerini bilmez.Fiyatını bilir.Bu da ayrı bir sıkıntıdır.


Bir sohbette ekonomik durumu iyi bir arkadaş şöyle demişti.
Yaşlı halam, hala zeytini tek seferde yeme, iki seferde ye diyor ve tek bir bütün zeytin yersem kızıyor demişti… Etkilenmiştim.Bir turizm kentinde büyük bir mağazaları var. Geçmişin etkisi sürüyor.
Yoklukla geçen yıllarda gelişen alışkanlıklar kolay atılmıyor.
Öğrencilik yıllarımızda istediğimiz kırtasiye malzemesini rahat rahat alamazdık…
Çalışmaya başladıktan sonra her kırtasiyeye girişte boş çıkmamaya çalışıyordum. Hala da öyleyim..O günlerin sıkıntısını atmak için belki de..
İnsanı çocukluk , gençlik yıllarında yaşadığı koşullar etkiliyor.

Aynı şekilde duygusal yönümüz de sahip olup olamadıklarımızla şekilleniyor..Sevgi ekilmedik yürekler,sevgi almayı da vermeyi de bilmiyor. Bu duygu yerleşmemis oluyor.Sevgi olmayan davranış ve duyguları sevgi olarak görebiliyor.Tavrında bu boşluk görülüyor. Açlığını çeken ise en küçük kırıntısına bile sarılıp onun esaretinde kayboluyor.
Geçmişimiz geleceğimize yön veriyor.Bunu tüm ebeveynler bilebilse bu halk eğitimi yoluyla TV vb yayınlarla kamu spotu olarak deneyimle yetkin insanlarca anlatılsa topluma.. Çünkü bugünün bir sıkıntısı varsa geçmişe dayanıyor.Şu an tüm Dünya ile birlikte ülkemizde yaşanan zorluklar içinde 12-13 yaşında olup toplumsal ve ekonomik zorlukları dile getiren genç insanimizda bunlar travma olarak geleceğe yansıyacak.Keske büyükler bunu bilerek hareket edebilse…
Zihinde değişim yaşamak kolay olmuyor.
Çok az insan kendini toparlayabiliyor. Çok emek çok çaba gerekiyor.Ülkemizde son yıllarda depresyon ilaç satışlarının çok fazlalastiğı verilere yansıyor.Temeli çocukluk ve gençlik travmalarında .

İki üç gün önce gördüğüm bir olay ilk defa goruyormusuz gibi etkiledi beni.Bir çocuk sünnet operasyonu olacak diye onlarca kadın dans edip eğleniyordu.Bir operasyona yüklenen anlam böyle olunca vasat bireyler kendini dev aynasında görüyor. Görülen her eksikliği onun için artık sıkıntıya dönüyor.Siddete meyilli oluyor, kötü yaşama meyilli oluyor.Madde kullanımı artıyor vs vs.

Maalesef çocukluk ve gençlik yıllarında yaşananların etkisi uzun sürüyor ve biz çocuk ve genç iletişimini çok az biliyoruz.Anlık düşünülüyor.

Gençsin şimdi istediğin kadar ye.Sonu obezite.

En azından vasata kahraman mış gibi davranmasak bile çok yararlı olur..

Bu konuda öyle rahatsızım ki…Saatlerce yazıp söyleyebilirim.. Boşa yazacağımı konuşacağını bilerek.

Ailem içinde de çok tartıştım. İki üç güzel resim yapan çocuğun ressam olmayacak.

Bir şarkı mırıldandı diye devlet sanatçısı muamelesi yapma çocuğa.Altında kalıyor.

Bir kediye ekmek attı diye veteriner olmayacak.

Bir durun ey insanım.

Son söz,sadece yeteneklerini geliştirmesine ve yolunu çizmesine izin verin, koşulsuz sevin..Su çatlağını bulacak.Susun..

Ersoyca..

UYUM

Yaşam kendinden hızlı olanlara güzelliklerini göstermez.Eğer güzellik görmek istiyorsan yaşamın ritmine ayak uydurman gerekiyor.Ne çok yavaş ne çok hızlı.Yaşam kendisi ile uyumlu olana daha sürekli güzellik sunar.Hızlılar bir an alev gibi parlar belli şeyler görür ve söner.

Yaşamla (senkronize )uyumlu olmak gerekiyor.

Ersoyca..

SONSUZ YOLUN BAŞI

Sonuçta ,
Ne giyersen giy sonunda insan olarak on binlerce yıl önce giyilen ilkel kıyafet kefeni giymeyecek miyiz? Bir şansın var rengini vasiyet edebilirsin.
Hangi araca sahip olursan ol, en ilkel araca (tabuta) binmeyecek miyiz?
Kuştüyü yataklarda yatsak ta musalla taşının üstünde yatmayacak mıyız ?
Ve sonra böbürlenerek sığamadığımız dünya.. Kabir denilen daracık bir çukurda son bulmayacak mı?

Kazanmak için ömrünü verdiğin ne varsa, ne götüreceksin? Elde etmek için başkalarının canını yaktığın ne seninle gidecek?
Ey can! Ey nefs neyin derdindesin?
Bir sela ve iki yana selamlık ömrün var...

E.S

Genel içinde yayınlandı

YouTube’da “Yılmaz Çelik – Hey Erenler Yine Bozuldu Bendim” videosunu izleyin

Bağbancı hasret sümbül çiğdeme
Bir od düştü yanar dertli sineme
Seher oldu bülbül gelmez bu deme
Dikenim gülümden ayrı duruyor, duruyor, duruyor
Seher vakti bülbül gelmez bu deme
Dikenim gülümden ayrı duruyor, duruyor, duruyor

Şu benim derdimin yok mu ilacı?
Tükenmek bilmiyor çektiğim acı
Gazel döktü şu ömrümün ağacı
Yaprağım dalımdan ayrı duruyor, duruyor, duruyor
Gazel döktü şu ömrümün ağacı
Yaprağım dalımdan ayrı duruyor, duruyor, duruyor

Katlanayım dedim derde mihnete
Gayrı gönül dayanmıyor hasrete
Kader kısmet aldı attı gurbete
Hüdai ilinden ayrı duruyor, duruyor, duruyor
Kader kısmet aldı attı gurbete
Hüdai ilinden ayrı duruyor, duruyor, duruyor

Genel içinde yayınlandı

DERDİ YAŞAYAN BİLİR,ÖNCE ONU DİNLEMEK GEREK…

Ben yıllardır bir konu üzerinde düşünür ,kendimi ikna edecek bir yanıt bulamam.Tahminlerim kendimce savlarım,düşüncelerim var ama yanıt olmuyor.Yanıt olması için her olayda yeterli cevap olması gerekiyor.

Cevap bulamdığım soru şu..  kişi yağmurda ıslanarak yürüyor.Sırılsıklam .Hiç umrunda değil.Muhtemelen bedava duş alıyorum diye de şükrediyordur.

Bu konuyla ilgisi olmayan evinde kuru kuru oturan bu ıslananın derdine düşüyor.Niye  şemsiye almamış yanına ,şöyle böyle ..Bir dur ..O halinden şikayet etmiyor hatta şükrediyor. Karışma ..Ne yaşayacaksa yaşasın.Ona göre bir yol çizer kendine..

İşte biz çocukları da böyle yetiştirdiğimiz için sorun çözme iradelerini elinden alıyoruz. Sorumlu yetiştirmek yerine sorunlu bireyler yetişmesine  “İYİ NİYETLE” sebep oluyoruz.

Nasıl olmalı? Derdi olan derdini anlatmalı.. Diğerleri aklına yatıyorsa bunu desteklemeli.

Elbette bu durumların siyasi,toplumsal,sosyolojik,bastırılmışlık ve konjuktrel yönleri hakkında çok şey söylenilebilir.Bazı durumlar sistematik vb.

Yine de ben derdi olanın ilk ağızdan dert anlatması fikrini düşünüyorum.

Ersoyca..

Genel içinde yayınlandı

YÜREKTEN

Bazı insan davranışlarını görüp anlamlandırmaya çalışırsın. Bir türlü anlam veremediğin davranışlar olur.Dersin ki bu yaş bu konum bu rahatlık bu ekonomik koşullardaki insan bunu niye yapar?

Evet yaş almıştır.Yol yürümemiştir.Çünkü yol insanı insanlaştırır.Yolda karşılaştığın insanlar sana bir şeyler katar.Sende onlara..Bir çocuk bile bir deryadır anlamasını bilirsen.

Evlenmiş çoluk çocuk olmuştur ,fakat sevdayı aşkı bilmez.Ateşsiz  pişmiştir.Güneşte kurumuştur.En küçük ateşte kırılır.Doğal akışa kapılıp gitmiştir.Eşi ile bir kez oturup dostça arkadaşça sohbet etmemiştir.Dinlememiştir ki karşısındaki.Güzel bir sohbet yüreğe dokunan iki cümle muhabbette şaşırır kalır.Ne olduğunu anlamaya çalışır.Bırakır kendini o güzel çiçekli çimlerin üzerine.

Etrafta herkes para kazanma derdindeyse o kişi de para kazanma derdine düşüp etrafındakileri görmez.Evladının büyüdüğünü fark etmez.Annedir babadır ama..Çocuk babasıyla bir kez bile sohbet edememiştir..En ihtiyacı olduğunda anne ya da baba yanında yoktur.Sertleşir,katılaşır.Betona dönüşür.Betonda duygu olur mu?

Güzel iletişim kurulmayan insanlar hangi duyguda ne tepki vereceğini bilmez.Bağırarak konuşur.Senin sakinliğini anlamaz.Beden dilini hiç anlamaz.Saldırgan tavırlarla iletişim kuracağını sanar bir bakar kendisini kimse dinlemiyor hatta etrafta kimse yok.

Dıştan bakınca niye dersin ?

Bu kişinin ekonomik durumu iyi olmasına rağmen üç kuruşluk basit bir ürün için neden onurunu bırakır? Tuhaf davranır? Sebep şartlı sevgi olabilir. İnsana karşı öfke ve hatta kıskançlık olabilir. Çünkü güzel iletişim boyutu yoktur.Kendini bile anlamaz.Neyi neden yapar onu bile bilmez.Kendi iç dünyası ile bile iletişim kuramamıstır.Öyle yürür gider.Bir gence bir yaşlıya nasıl davranacağını anlamaz.

Eşi ile diyaloğu mutfak harcamalarından çocukların üst başından öte geçmez..Hele erkek taraf bilseki kadın bir gökyüzü kadar geniş yürekli ve yaşama açıktır.Bilmezler, ve o masmavi gökyüzünde nasıl uçurtma uçuracağını hangi rüzgarın yelkenlerini şişirip derya ya açılacağını bilmez.

Anlamadığı öğrenmediği bir dildir sağlıklı iletişim koşulsuz sevgi ve yaşamın paradan ibaret olmadığı. İşte o zaman bakar kalırsınız

Niye böyle ?diye sorar şaşar kalırsınız.

Kısaca bazı insanlar candan sevilmemiş,ilgi,değer görmemiş öpülmemiştir yüreğinden.Onun için sevgi ve iletişim dili bilmez. Böyle bir ile karşılaşınca bilmediği dil konuşulurken insan nasıl bakakalıyorsa öyle bakakalır.

Biz de şaşakalırız.

Ersoyca..

KENDİNİ KULLANDIRMA.

İnsan deneye yanıla kendini korumayı öğrenir,bedelini çok acı ve gönül yakıcı olsa da..Biri ile tanışırsın.Yakınları ile kuramadığı yakınlığı sohbeti seninle kurar.İnsanca bir iletişim kurar.

Bunu fark eden yakınlar için fırsat oluşmuştur artık.Yeterli ya da doğru iletişim kuramadıkları kişiyi önemsediğini gösterme rolleri başlar.Sizi uzaklaştırmak için özel konuşmalar,kısıtlamalar vs ortaya konur.Senin üzerinden seni kullanarak prim yaparlar.

Bu tip insanlara fırsat vermemek için yakınlığı ayarlamak gerekir.Huzur kaçırmaya değmez.Üzerinden prim yapılması acı verir.Üzer.

Bir de bunun dışında şöyle bir durum oluyor.Kişi anlatır anlatır siz de nezaket gereği evet olabilir dersiniz kişi bunu X de böyle söyledi der ve kendi açıkça söyleyemediğini sen söylemişsin gibi söyler.Bu da dikkat edilmesi gereken bir iletişim dersidir..

Bu yüzden bazı yakınlıklardan,bu tip sohbetlerden uzak olmak gerekir.

Bir iletişim dersi de,

Birinin seni anladığını düşündüğünde, aynı duyguları yaşıyor hissettiğinde konuşmanın ve sohbetin ipini kaçırır insan.Yanlıştır.Kaçırma..Kimse kimsenin derdinde değildir.O kendi kafasındakini anlıyordur.Seni anladığını sanma..

Ersoy ca..

HER KONUDA NET OLMAK

Son zamanlarda çoğumuz sosyal medya kullanıyoruz.Kimisi için çok değerli.Kendini gösterme alanı gibi.Bence asıl sebebi kendi bildiği eksiklerinin,travmalarinin,takıntılarının bilinmemesini sağlamak diye düşünüyorum.

Ben toplumda da tanınan ve şahsi olarak tanıdığım insanlarla iletişim kuruyorum.Takiplestigim doktoru İstanbul da ziyaret ettim.Kontrol tedavimi ona yaptırdım.Eski ögrencilerimden yaşı küçük olanı kabul etmiyorum.Ailesi ile gorusmediğim öğrenci profillerini kabul etmiyorum.

Yetişkin düzeyinde tanıdıklardan haber almamıza yarıyor.Bizden yararlanmak isteyen olursa az da olsa eğitime ve yaşama dair bilgimizi paylaşıyoruz.

Sosyal medya güvenilir bir ortam değil.Dikkat gerektiriyor.Bir de mış gibi yapanlar oluyor onları anlamakta zorlanıyorum.Sizi izlemek istediğini bildiriyor,kabul ediyorsun hiç bir paylaşımına bakmıyor bile..Ne gerek var o zaman izleme isteğine..

Takiplesirken seni izlemekten çıkarıp,izlemeyi de bırakana saygım daha çok. Çünkü fikri uymamıstir.Ortak nokta bulamamıştır. Hiç olmazsa “mış”gibi yapmıyor bu kişiler saygıyı hak ediyorlar.

Her konuda olduğu gibi açık ve net tavrı seviyorum.

Ersoy ca…

ANLA’M

Az da olsa, gönlümüze, gönlü güzel olanı almak isteriz, eğer o da isterse….Sadeyi, gösterişsiz ama kaliteliyi, içten olanı.. Böylesinin yeri hazırdır.. Girmesine izin veririz.Amma baktı kendine uygun değil o vakit gitmek isterse de dur demeyiz.Vardır bildiği deriz.Herkes hayatta ne badirelerden geçiyor,ne deneyimler ediniyor.Herkesin doğruları, korkuları sevmeleri farklı.Tanımadığı duyguya ,insana, yaşama tepkisi değişik olabilir.

İnsan kendisi ile ilgili bir karar almışsa tartışmaya açık değildir.Kesinlikle onun doğrusudur.Dıstaki kişiye sadece kabul etmek düşer.

Neden aramak,yorum yapmak,niyet okumak bana göre değil,hiçbir zaman hiç kimseyi yargılamam sorgulamam.Tercihler kişiye aittir.Özeldir.

Allah iyi niyetli, kalbi temiz , içten olan herkese yol açıklığı versin.

Ersoy ca…

Kayık

ZAMANLAMA

Zamanlamanın inanılmaz değerli önemli ve yaşamsal olduğuna inanırım..

Yaşam anların birleşiminden oluşur.Bir çizgi nasıl noktalardan oluşursa aynı öyle..Bazen birkaç saniye yaşamı değiştirir.O anı bilmek beklemek önemlidir. Sabır gerektirir. Dayanıklılık bazen fedakarlık bazen ısırılmış bir dudak gerektirir.Bazen sıkılı bir yumruk.kimi zaman bir kenarda fırtınalı bir havanın durulmasını beklemek için cenin  gibi olmak...

Bir tek an..O an gelince harekete geçmek..Maç bitiyor tek atış  ,tek vuruş hakkın  kalmış. İşte o anı kaçırmamak gerek. Bir daha o an gelmez. Zaman değişir hayat değişir.O an ne gerekiyorsa yapacaksın.Tek bir vuruş hakkın var.Top filenin üstünde süzüldü..O an smaç yapacaksın.O AN.Bir kalp masajı.Kalkan bir eli tutmak..Heimlich Manevrası..

Eline bir imkan geçti. O imkanı değerlendirmek koca bir ömrü hatta ötesini kurtarmak mümkün olabilir.En uygun hamleyi en uygun zamanda yapmakla..

Zamanında söylenecek veya söylenmeyecek bir tek söz, atılacak bir adım zamanlaması iyiyse çok şey getirir.Zamanlaması kötüyse de götürür .Geçmiş olsun.

Gerekirse bu konuda profosyelden yardım alınmalı.Çünkü iyi zamanlama hayat kurtarır..

Ersoy ca                    bir bakış..