FETHİYE

Bazı şehirler bazı yönlerden digerlerine göre daha çok özelliklere sahiptir.Fethiye bir çok özelliği ile öne çıkar.Son zamanlarda her yıl nüfus on bin artarken suyu musluktan içerim.Altyapı için çok çaba harcanır bir çok kentin aksine.Sahilde “ÇİMENLERE OTURUN”alanı yapılmıştır.Akşamları çayını hayvanını oltasını alan gelir vakit geçirir.Belediye birkaç işyeri yapıp gelir elde edebilirdi.Yapmadı.Halka sundu.Hemen yanında herkesin yararlandığı park yapıldı.Paraya çevrilmedi.Hastanesi yeni yapıldı.Özel hastanenin birisi ülkemizin olanaklarının üstünde.

150 bin nüfusuyla küçük gibi görünen fakat ayrı bir ülkede yaşıyorsun hissi veren bir butik şehir.

Böyle olanaklar olunca da ev fiyatları çok fazla.Yer arsa vb belki köylerden alınabilir durumda.

Özel klinikler yabancı para ile dönüyor sanki.

Tarım çok değerli.Cuma günkü pazarında yerli üretim ürünlere ulaşıyorsun.

Fethiye evin olması durumunda yaşanması güzel bir minik dev..

E.S

KUŞ

Bilir misin?

Bir seçenek daha var bu Dünyada

Kin ve nefretten başka…

Mavi var göz alabildiğince

Gökyüzü var

Toprak var ağacın çiçeğin annesi

Gözleri şiire bulanmış evlatlar var..

Çocuklar var,

Bizim olmadan bizimmiş gibi

Hadsizce sevdiğimiz…

Dostlar var kardeşçe sevilen

Hatta hiç görmeden

Tanımadan sevdiğimiz

Uzak diyarlarda güzel insanlar var..

Müzik var ruhumuzu paklayan

Şiirler var yüreğe ve memlekete dair.

Bir geceyarısı kararıyla

Henüz yürürlükten kaldırılamamış

Sevgi var.

Tüm bunlar adına

Tüm gönlümle diliyorum

Şairin dediği gibi

Kuş koyalım yollara

Hepsi beyaz olsun.

Umuda uçup

İyiliklere ve güzelliklere konsun.

E.S 30.04.22

ÖĞRETMENLİK LÛTUF DEĞİL, ULUSAL GÖREVDİR…

Öğretmenlerde gördüğüm yanlışların beni doğruya götüreceğini düşündüm.

Benim bazı farklı öğretmenlerde gördüğüm yanlışlar şunlardı.

1-Kendini vazgeçilmez gibi görmek.

2-Ders anlatmayı görev değil lütuf sanmak.

3-Dersi zayıf öğrenciyi aşağılamak

4-Tebeşirli elini öğrencinin saçına silme

5-Asarım ,atarım vurmak vb

6-Yatılı okulda evimiz olan odalara çıkartılmamak..

Ben birey olarak eksikliğim olan utangaçlığımı yenmeme yardım edecek bir tek özel çaba görmedim,yaşamadım.

Lise yıllarımı hiç saymıyorum bile.. İsimleri bile anımsanmıyor.

Ortaokuldan hatırladığım 2-3 öğretmen..

İlkokuldan sadece sınav zorlamaları..Ve vurma.Ders saatinde olmayacak görevlere yollama.Para kooperatif işleri, Cumartesi balığa gidecek öğretmen öğrencisini balık yemi tutmaya yollardı.

Kazanacaksın,kazanacaksın,yapacaksın, sözleri..

Amaç filanca öğretmen şu kadar öğrenci kazandırmış olsun.

Bir kere resim yaptığımız,şarkı söylediğimiz,sınıfça eğlendiğimiz aklımda yok..

Kitap okuma,günlük yazma gibi becerielrimi harekete geçiren H.A.B öğretmen,Beni yüreklendiren Beden Eğt.öğ.Ali öğ. gibi iki üçü geçmez bize katkı yapan öğretmen..

Öğretmen olmak sadece sınav hazırlığı veya ders anlatmak değil.

Kafadaki kalpteki kıvılcımı ateşe çevirmek..

Çocuğun kendindeki becerileri tanımasını sağlamak..

Eksiklerini tamamlamasına destek olmak

Eşit,adil,güvenli,sevecen ,anlayışlı olabilme çabası..

Bunlar yoksa ezber konu  anlatıcısı..

Tahtaya yazıyla doldurup daha bitiremeden ve bir şey anlatmadan sınıftan çıkan öğretmen olur mu?   Gördük..

30 kişilik sınıftan 5 kişi sınıf geçebiliyorsa tamamen öğrenci mi suçlu?

Öğretmen yetiştirmek farklı olmalı..

Kişisel özellikler çok özel ve farklı olmalı.

Nasıl askerlikte her isteyen özel kuvvetlere giremiyorsa öğretmen seçimi özel olmalı.

Arkadaşlarımdan ve spordan öğretmenlerden öğrendiğimin çok fazlasını öğrendim.

Ben böyle olmamak,İyi iz bırakabilmek,yaşadıklarımdan farklı olmak  için çok çaba harcadım.Umarım becerebilmişimdir.

İyi dönüşleri,kolay söylüyorlar da, eski öğrencilerimden eksiğimizi söyleyen  olmadı.Olmasını isterdim.En azından bir özür dilerim.Hatamız  olmaz mı?Yapmışızdır.Bile isteye olmaz ama eksikliğimizden, yetersiz ve bazı konulara vakıf olmamaktan olmuş olabilir.. Doğru bildiğimiz ısrar ettiğimiz yanlış bilgimiz de olabilir.Dönüt olmayınca bilemiyorum.

Bazı yanlış işler mevzuat gereği de uygulabiliyor.Yarışmalar ,bayramlarda saatlerce bekletmek gibi.

28.04.22.

BİR KARNE GÜNÜ 2020 ŞUBAT SON KARNE

YALNIZLIK

Yosun tutmuş,

Eski bir duvar,

Dünyanın bir ucundaki bir deniz feneri,

Karanlık bir mahzen kadar

Sahipsizdir yalnızlıklar..

Onun büyüsünü

Dingin sessizliğini

Kendiyle baş başa kalmanın

Gücünü bilenler sahiplenir..

Ersoy Selki

DOST

Arkadaşlar günlük anlık olur.Beraber zaman geçirir sonra herkes evine.. Arkadaşlık sağanak yağmur gibidir.Birdenbire yağar ıslatır akar kötü anlarda destek olur,belki de biraz vicdanını rahatlatacak şeyler yapar eğer işler kötüye giderse ortadan kaybolur.

Dostluk başka bir durumdur.Çisil çisil yağan yağmur gibidir,akıp gitmez,derinlere nüfuz eder,yarar sağlar.

Dost sizin başarınıza iyiliğinize mutlu olur.Sizi kıskanmaz, destek olur.

Bir insanın kötü anında İlk anda vicdanını rahatlatmak isteyen çok insan olur fakat işler kötüye giderse hepsi elenir,ne arkadaş kalır,ne kardeş,ne akraba..

İşte o zaman tanırsın seni sevenleri ve dostları.

Dostlar ve sevenler sizin yükselmenize,iyi olmanıza,basarmaniza mutlu olabilenlerdir.

Onları yaşamında tutmaya özen göstereceksin.Diğerleri mi?Kim olursa olsun,gönder gitsin…

E.Selki 25.04.22

EKRAN VE YAZI

Yazılarımı okuyarak vakit harcayan değerli insanlar.Yazı yazarken doğaçlama anlık yazıyorum ve sonra kendim de okurken bozukluk görüyorum.Bunun sebebi kağıda kalemle yazma alışkanlığım.Klavye yı sonradan öğrendiğim için yanlışlar yapıyorum.Affola.

Ekran okumam da iyi değil.Bu nedenle sınıfıma sınav vb etkinlikler hazırlarken çıktı alıp, kağıt üzerinde eksiklerimi görüp ekranda öyle düzeltirdim.

Herşeyin sonradan görmeliği zor.

Çocukluğunda Arap harfleriyle okuma yazmaya başlamış sonra aradan geçen onca yıla rağmen o harflerle not alan okumuş yazmış bir büyüğümü şimdi daha iyi anlıyorum.

E.Selki

ÇOCUK ve SEVGİ

Çocuklar sevgiyi,ilgiyi, içtenliği ve de sahte davranışı çok çabuk bilir kavrar.

Bunu anlayamayan yetişkinlerin davranışı yanlıştır.

Çocuklara sevgi göstermek için;

Bağırmaya,

Elinizi sert kullanmaya

Sıkıp canını yakmaya gerek yoktur.

Sevginizi

Gözünüzle, sesinizle, kalbinizle gösterin.

Onlara bırakın mesafeyi.O sarılırsa sarılın.Tatlı sesiyle severler belki.

Mutlaka bakteri transferine gerek yok.

Acı ve sevginin bir arada olmasının sakıncaları vardır.İlerde biri acı verirken “sevgi”sini öyle anlatıyor sanarak yanilgılara düşürür.

Acı bir olayı yaşarken sevgiden kaynaklandığını düşünür birey.Bu sakıncalıdır..

Küçük ayrıntılar önemlidir ve güzellikler ayrıntıda gizlidir.

Ayrıntıda doğruluk geleceği guzellestirirken

Masum görünen fakat iyi niyetle yapılan yanlışlar da bir insanın yaşamını kötü etkileyebilir.

Bunun için lütfen çocuk soz konusu olunca daha fazla dikkate ihtiyacımız var.

Yaralarımızı “miras” olarak çocuklara aktarmayalım.

İnsanın geleceği küçüklüğünde yaşadiklarinda kodlanır.Kader soyaçekim vb leridnen önemsiz değildir.

Güzel bir çocukluk belki de soyaçekim kötü etkilerini bile silebilir.

E.S 24.04.22

ÇOCUKLAR BİREYDİR…

23 Nisan bugün.Ulusal Egemenlik Bayramı.Yani meclis tarafından yönetilmek.Artık o yok.Baska sisteme geçildi.

Onun için o konuda birşey yazmak anlamsız.

Bugün aynı zamanda ÇOCUK BAYRAMI.

Bu günden haberi bile olmayan binlerce çocuğun çalışmak zorunda kaldığı bayram.Boyle olacağını bilseydi ATA çocuk bayramı olsun demezdi, sanıyorum..

Biraz çocuklara yaklaşma özelliğinden söz etmek istiyorum.

Bazı yetişkinler annesiyle babasıyla dedesiyle vb yakın olunca çocuklar bunu bilmiyormuş anliyormus gibi yaklaşır çocuğa.Hemen kaynasip neşelenip coşacaklarini sanarak çocuk için saçma gelecek davranışlara başlar.Çocuktan bir tepki almayınca şaşırır,bozulur.

Çocuk sizin yakınlığı izi anlamaz..Bir dur.Çocukla iletişim kur.Sana güvenir ve severse ancak o zaman seninle olur.Gerekirse çosar.Sizin samimiyetinizden ona ne?O bir birey.Sen önce bunu anla..

Bilmiyorsun sonra şaşırıyorsun.Onun bir birey olduğunu kabul ettiğinde herşey olağan akacak..

Umarım ve dilerim ki çocukları birey olarak göremediği için sacmalayan yetişkinler olmasın.

Çocuklar yaşıtlarım.Bayramımız kutlu olsun.Büyüyün ama kalbiniz hep çocuk kalsın..

E.Selki 23 Nisan 22

1981 2020 arasında sizlerle oldum.Kalpleriniz bende kaldığı için hep çocuk kaldım.Bayramımız kutlu olsun.Mutlu olun e mi?

BASKI ALTINDA KİŞİLİK

Baskı altında yetişen bireylerin duygu ve düşünceleri birleşip bütünleşemez. Çünkü baskı altında şekil değiştirir ve gerçek şeklini kaybeder. Dönüşüm ve değişime uğrar özelliği kaybolur.

Örneğin birbirine benzeyen herhangi bir şeyi düzgün dizebilirsin ama bunlar şekil değiştirmişse düzgün dizemeyip ayırırsın..

Baskı altında olan bir tohum dışarı çıkmayı başarırsa eğik yamuk bir şey çıkar ortaya.

Duygu ve düşünceler de baskı altında gerçekliğini,şeklini  yitirir.

Yeni bir filiz veremez. Yararlı halde bulamazsınız.

Baskıda kişilik oturamaz duygu ve düşünceler birlikte bir bütün oluşturamadığı için birey çelişkili,tutarsız ve dengesiz davranır.. Hatta nevrotikleşip  inanmadığı,doğru olmayan  fikir için inanmış gibi iyi görünmek, değerli olmak, benimsenmek, tarafını belli göstermek için çatışma ve tartışmaya girip  kendini zor durumlara sokabilir.

Sağlıklı bir düşünce yapısı baskısız ortamda oluşur. Kişi duygu ve düşüncelerini birleştirip bir yapı oluşturup bütünlük sağlayabilir. Böylece kişiliği oturmuş olur. Her esen rüzgar onu sağa sola savurmaz.Dingin kararlı ve net olur.Her baskı fikrini değiştirmez.

E.S 22.04.22

TOPUKSUZU SEÇ

Topuklu ayakkabıları ile yürür

Bazı günlerde hayat üzerinizde.

Biraz da nereye bastığıa dikkat etmeden.

Gün olur topuklu çizmeyle

Zeybek oynar üzerinizde..

Aldığınız yara ile hayat ilgilenmez.

Yaranın acısını sen bilirsin.

O acı o topuk darbelerini

Yaşamamak için

Üzerinde..

Zeytin misali

Çıplak ayakla dolaşan

Hayat ararsın kendince.

Böğrünü korumak için..

Kaçarsın kendince

Hayat ezip

Yine de yağını alır.

Zeytince..

Kalakalırsın ezilmiş bir posa ..

E.S..

21.04.22

KAÇIŞ

Yenilir insan bazen.

Yenileceğine inanmadan..

Ama çok ta şaşırmazsın.

Kaçarsın.

Korkudan değildir her kaçış.

O ana yakalanmamak içindir..

Yeniden başlamak  için kaçarsın..

 Yeniden asılmak içindir küreklere.

Sadece fırtınanın geçmesini beklemek içindir.

Ve susarsın bazen.

Yeniden ve daha güçlü haykırabilmek için.

Bazı yenilgi görünen mücadelelerin  içinde

Adı konmamış zaferler vardır.

Bunu ancak sen bilirsin.

Bilirsin ki , bilenirsin..

E.S 20.04.22

Bugünlerde yine şiire sardık..

NE İSTİYORUM?

Belli bir yol yürüdüm hayatta..Sevdim,sevildiğimi hissettim.Para kazandık, maddi zorluklar yaşadım.Gezdim.Hobilerimle ilgilendim.. Anne baba aile dahil kimseye güvenmemeyi öğrendim,yolda bırakıldım.Çocuklarla uzun yıllar geçirdim.

Fakat şu an en çok istediğim hiç olmayan birşey var.

Herhangi bir iş çalışma yaparken,bir kere olsun yakın uzak farketmez kimse bana bugüne kadar bu işte yoruldun yıprandın ben bu işi iyi biliyorum,yaparım,BANA BIRAK ben hallederim ,BU İŞ BENDE diyen olmadı.

Zorlandığını gören uzaklaştı.Zorlandığımı bunaldığımı genellikle söylenerek ve kızgın ifadelerle belli ederim.Anlaşılır.Hatta zaman zaman yardım istediğim de oldu fakat kabul görmedi.

Bı tek isimde bunu duymayı,baba,dayı,amca,oğlum, öğretmenim,ey yaşlı..bu iş bende ben hallederim sen dinlen …..bunu duymayı çok istiyorum.Bir defacık.Yeter.Ben kendi işimi kendim görürüm.Mümkün olduğunca da başkasından istemem.Mesele bu değil.Bir kişinin beni zor anımda düşünecek olması..

Bunun bana İYİ GELECEĞİNİ düşünüyorum.

Acaba bu uzak durulmayı güçlü göründüğün için mi yaşıyorum diyorum.

Hayır ben güçlü değilim.Herkes kadar zayıflığım var..Ağlarım.Canım yanar.Sinirlenirim.Acıkırım.

Bunun sebebi bana göre kıskançlık.Benim başarısızlığımı,yenilgimi,diz çöküşümü görme isteği..

Yıllar önce futbol oynarken temiz kalpli bir arkadaş sohbet esnasında senin maçta sakatlanan için dua ettiğim oluyor.dedi.Dedim niye Ön? Sen sakatlanırsan senin yerine hoca beni oynatır.Havam olur.Ö….n, E..oy un yerine oyuna girdi derler dedi.

O zamanlar gülüp geçmiştim.Şimdi anlıyorum.

Bir çok soruya cevap bu aslında.Kimse kimsenin iyiliğini düşünmüyor,herkes kendi derdinde.En azından benim yaşamımda böyle..

Bir abinin sıklıkla “şanslı çocuk”deyip altını boş bırakmasının sebebi de buydu.

Bazı söz ve davranışların,kilidini sonra açmayı öğreniyor insan.Fakat geç olunca işe yaramıyor.Şimdi olduğu gibi sadece yazıyorsun…

E.S 20.04.22

HEDEFLERİ AKIŞA BIRAKMAK

İnsan küçük yaşlardan son ana kadar kendine ulaşmak için hedefler koyar. Bu çalışma azmini de etkiler.

Fakat bazen ulaştığın hedefin çektiğin çileye değmediğini düşünüyorum. Kendimle ilgili olarak zaman zaman keşke okul okuyup yatılı okullarda ve sonra rutubetli sağlıksız evlerde yaşayıp öğretmen olup zor koşullarda köylerde geçen 15 yıla değer miydi? Şimdi ki aklımla değmezdi diyorum.Pazarda patates satsaydım keşke dediğim oluyor bazen.Fakat hedefin sana ne getireceğini bilemiyorsun.Vardıktan sonra getirisini götürüsünü görüyorsun.Birisi size engel olmaya kalksa kızarsın da..Vazgeçsen hep aklında bir “ACABA”kalır.

Yaşamın garipliği işte.Bazen inanılmaz uğraşırsın hiç bir şey elde edemezsin.Bazen de hiç birşey yapmadan iyilik ve güzellik ayağına kendiliğinden gelir.

Bana göre hedef koyup kendini aşırı zorlamamak gerekiyor.Akışına bırakmak bazen daha iyi.Çünkü neyin iyi neyin kötü olduğunu bilemiyor insan..İşin garip tarafı bunu hedefe varınca anlayabiliyorsun..

Bunu neye dayanarak yazıyorum.Bu bilimsel bir kanıt değil.Gördüğüm şu.Benim kadar uğraşmamış benim kadar çaba harcamamış arkadaşlarımın da yaşantısı benden kötü değil.Neler yaşadıklarını an ve an bilmiyorum fakat benim kadar zorluk çekmediklerini biliyorum.Yatılı okulu bıraktılar piyasa işleri seçtiler.Doğduğu yerlerden ayrılmadılar.Ailelerinden sevdiklerinden uzak kalmadılar vb.

Açıkçası şimdi olsa zorlamazdım.Artık bir çok konuda herhangi bir hedef olmayınca gülüp geçmeyi öğrendim.Bu basit sıradan işlerde de büyük işlerde de böyle.. Pazara bir ürün almaya gidip bulamıyorsun ama daha iyi bir ürün karşına çıkabiliyor.Gülüyorum bunlara..

Bir örnek daha..Mutfak yenilemek için 90 km ilerdeki bir merkezden iş yaptırdık,daha iyi daha kaliteli olur diye.Ürün seçmek için 3 kez gittik.Yapılırken ayrı ve kötü sıkıntı verdiler,bitttikten sonra da buradakilere yaptırsak ta bu kadar olurdu dedik.Sizin dışınızda bir akış var ve bunu değiştiremiyorsunuz.

Artık başkaları ile ilgili olan hiçbir konuya hem hedef koymuyorum hem akışına bırakıyorum. Çektiğin sıkıntıya değmiyor.Yıllardır uzun yola gider gelirim.Gitmeleri yaşamadan yolu kafamda yaşar planlar yaparım gitmeden yaşarım adeta.Hiç bir kez kafamda yaşadığım olmadı. Uykusuz kaldığım gecelere hazırlıklarıma değmedi..değmedi.

Mümkünse ,kendine söz geçirebiliyorsan biraz akışına bırakmak basit düşünmek gerektiğine inanıyorum.

E.S 18.04.22

SONA DOĞRU

Günler gördük  gün içinde

Gündüz geceler içinde..

Gün oldu yazın yağdı,

Kar başımıza ..

Çok zaman da kış getirdi

En güzel baharları.

Özleyişin dili olsa

O dili bulan biz olurduk..

En amansız fırtınalar,

Gelir bizi bulur,

Güneşli günler içinde.

Kimi zaman garip bir yolcu

Kimi zamanlar hancı olduk.

Her şey öyle değişti ki…

Artık ne han kaldı ne yolcu.

Yangınların arasında yitti

Güzel günler düşleri..

Yenilgilere sarılıp ormana atılmış.

Bir can kaldı  candan öte..

E.S 17.04.22

AN

Bahar çarpar insanı

Yaz akşamlarında

Akşam güneşinin denizi  öptüğü  an gibi …

Ben de tutup bir an çaldım bahardan.

Nisanın güneşinden, mavi göğünden,

Doğanın tınısından….

Kendini bırakan bir yaprak gibi

Kendimi saldım

Yağmurun ve güneşin yuduğu nisana..

Binbir duyguyu tattım,

Tomurcuk açtım

Islandım

Kısacık anda.

Yüreğin teline dokunup kaçmak isteyen

Çocuk gülüşleri vardır ya,

Onun gibi..

Bir güzel an yakaladım

Burada işte,

Avucumda..

Hayat, bahar ve an  ?

E.S 16.04.22

BAHAR

YOL GÖSTEREN GEREK

İnsan ın yaşam yolunda yol gösteren bir büyüğü olmalı.Sözüne güvenebildiği..O sormasa bile,bir fikir sorabilmeli insan.Fakat O etraftaki büyüklerin aldığı kararlara bir bakıyorsunuz ,sözlerini dinliyor, hareketlerini bir gözleyince hemen geri adım atıp eksik kalsın bunun kendine hayrı yok diyorsunuz.

Bu durumda kendi yolunuzu kendiniz bulmaya çalışıyorsunuz.Düşe kalka ..Yara içinde.Kolay bir işe bile inanılmaz zaman ayırarak.Bir çok işi araştırırken zaman kaybedip manevî ve maddi zararlara uğrayarak...

Bir yanlış yaptığınızda düzelteniniz olmayacağı için sürekli tetikte ve gerginlik içinde oluyorsunuz.Hep bir B,C,D ..Z planınız olmak zorunda.

Satranç oyunu gibi hep 7 hamle sonrasını düşünmek zorundasın.Yeterince düşündüğüm hamle var diye, satranç ögrenmedim, hatta bulmaca çözmek bile gereksiz geliyor.Yeterince çözülecek yaşam denklemi var.

Sonra birisi çıkıp durumun iyiliğinden söz edip “iyisin”deniyor.Hadi oradan.

Asıl iyi olan etliye,sütlüye karışmayın bir ağaç gölgesinde yaşam sürdürenler.Mesela benim anam.

Hiç zihnini zorlamadan,bir yol göstermeden,bir sıkıntı olunca vah !tüh! diyerek yaşayıp gidiyor.

Babama hiç girmeyeyim.O rahmetli oldu.Arkasından yazmayalim.

Bu durumlar insanın insana olan güvenini inancını yok ediyor.Aile kavramı yok oluyor kafanda.Benim için bir önemi yok mesela.İnsan sevmememin nedeni de budur belki.Sadece güzel davranış seviyorum.Bunu yapan insansa bu davranışı güzel beğendim diyorum.

Sadece beni onaran , iletişim kurarken dümdüz kendim olabildiğim insanlarla olmak mutlu ediyor.şöyle söylersem böyle anlar,bunu söylersem şöyle düşünür diyeceğim kimse istemiyorum.İhtiyacim olduğunda yanımda olmayan kimse ile selamlaşmak bile istemiyorum.

Ersoy SELKİ 14.04.22