İNSAN

İnsan güzelleşir..
Değer gördüğü zaman.
Vicdanen huzurluyken.
Kendisi düşünülerek
Deniz kıyısından bir taş getirildiğinde.
Kendisi gibi olup, kabul gördüğünde
Fiziksel özelliklerin saygı duyulduğunda.
Her basit hatası eleştirilmeyip,olabilir dendiğinde
Emeğine saygı gösterildiğinde
..
Koşulsuz sevildiğinde…
Güzelleşir.
E.S

BİR PORTRE

Bazı insanlar hayata sadece ücret ya da para karşılığı iş yaparak katkıda bulunur.Kendini nimetten sayar.Etrafındakilere emirle hükmeder.Sürekli kendini över.Kendisine ihtiyac duyanlara saygısızdır.Parası pulu vardır.Fakat bulunduğu ortam mezradaki bir evden farksızdır..Kokudan girmek istemezsiniz.
Böyleleri bir metropolün plazasına çocukluğunun görmemişliğini taşır..
Duvarında afili diplomalar ve bir de o dönem kim iktdardaysa onun fotoğrafı..
O gün geldiği noktadan dolayı hep üzerinde yapışmış geçmişi temizleme çabası içinde..
“Adam gibi adam”rolleri..
Yaptığı göstermelik iyilikleri satma çabası..
Etrafında hep “memleket”_ten kendisini pohpohlayacak çalışanlar..
Dışardan olanları işle ezme..Yıldırma çabası..
Kendi bilgisizliklerini örtmek için..”Biz hayatın içinden geldik”safsataları.Bilgiyi küçümseme …
Hayatta bir gün bile özgürce bir gün geçirmemiştir.
Ailesi ile vakit harcamamıştır..
Sanmam ki bir gün bisiklete binip rüzgar dolaşmış olsun teninde..
Onca paraya rağmen belkide yolculuğa küçük tüple çıkıyorlardır..
Bir çocuk yurduna hiç uğramamışlardır..
Bir sahilde hiç yürüyüş yapmamışlardır..
Böyle imkana, diplomaya sahip fakat görgü ve izanda yoksun insanlar toplumun zehiridir..
E.S

Çocukta Hareketlilik

Eğitimde ayrıntı önemlidir.Dikkatli bakmayı gerektirir.Görebilmek için duygularınızın da açık olması gerekir sadece göz yetmez.
Eğer bir sağlıkla ilgili bir durum içermiyorsa, çocuğun aşırı hareketliliği çoğunlukla yaşadığı olumsuz duygulardan ve  zihinsel yorgunluklardan kaynaklanır.İçsel olarak halledemediği, sorun değilse bile ,yoğun içsel duyguları vardır.
Çünkü normal bir çocuğun aşırı hareketliliği olumsuz duyguları unutmak için kendisini oyalama davranışıdır.
Fiziksel ve duygusal acı veriliyorsa hareketlenmeye başlar çocuk…
Kendi hislerini duymamak için… acıyı duymamak için… algısını düşürmek için…
Baktınız öğrencinin bir eksiği var nedenini sormaya başladınız zorlarsanız hareketler değişmeye başlar..

Dışarı zili çalınca dışarıya ilk koşanlardan olur..v.b
Böylesi bir çocuğun duygusal onarıma ihtiyacı vardır.
Duygusal desteğe ihtiyacı vardır; bastırılmaya değil, yeniden yeniden CEZALANDIRILMAYA hiç değil…
İlgilenmeye, anlanmaya ve sevgiye …
Zordur bunlarla mücadele etmek…Fakat öğretmenin eğitimcilik yanı burada ortaya çıkar..
Güzellikler ve farklılık ayrıntıda saklıdır.

ersoy S.

Çocuk İçin

Bir araştırmaya göre Çocuklar 10yaşından sonra aile dışında başka hayatları keşfediyor, merak başlıyor. Ama süreç 16 yaşında duruyor, bilimsel merak bitiyor. Birinci neden akran baskısı “İnek mi olacaksın? Neden futbol yıldızı ya da pop star olmuyorsun?” diyebiliyorlar. İkinci neden ezbere dayalı eğitimde bilimin sıkıcı gelmesi. 10-16 yaş arasında çocuklara ilham vermek, rol model bulmak, bilimsel merakını öldürmemek ve heyecanlandırmak gerekiyor ki bu ilgi tüm yaşamı boyunca sürsün.
İşte öğretmenin ve ailenin en zor görevi, aynı zamanda ergenlikten yetişkinliğe geçiş ve kişilik oluşturma dönemi olan bu zamanda önem kazanıyor.
Bu dönemde önünde bir çok seçenek, engel ve zorluk bulunan gencin yanında durmak, dinlemek, anlamak, bazı yaşam biçimlerini göstermek, ekonomi ile bilgileri bu dönemde vermek gerekiyor ki, kendine bir bakış açısı geliştirip yolunu çizsin.
Çocuklar ve gençler öğüt değil, söylenenin yapıldığını görerek öğrenir.
Siz doğruyu göstermezseniz birileri kendi doğrusunu gösterir.
Özellikle de bu çocukların bağrılıp çağrılmadan sakinlikle dinlenmeye ihtiyacı vardır.
Yoksa yaşamının en önemli kararlarını sessizce verir.
Bize uzaktan izlemek kalır, çırpınma bir işe yaramaz.
Bizim dışımızdaki durumlar, maçlar, tv dizileri, siyaset v. b için zaman harcarken çocuklarımız istemediğimiz bir geleceğe yelken açıyor olmasın.
Yaşamını çocuğunun geleceğine göre kurgulayan nice ebeveyne saygıyla.
28.05.2018 E. SELKİ

KAZANMAK VE KAYBETMEK


Bazen insan bir oyunu, bazen bir yolu, kimi kez kendini..
Fakat bu kaybedişlerde ararken yepyeni yollar yepyeni çareler beklemediğin güzellikler karşına çıkar.
An olur kaybın kayıp değil buldukların için bahane olduğu için sevinirsin.
Yaşam kaybettirmez, sen iyi yönden bakarsan kazançlı bile çıkarsın.
Önemli olan bakarken aynı zamanda görebilmek te.
Ancak canımız yanarken, üzgünken, kızgınken algı zayıftır.
Bu anlarda kendi kontrolünüzü elimizde tuttğumuzda kazanç harika olur.
Derste öğrencisine kızan bir öğretmenin sakin kalması gibi.
Bazen kaybedersiniz bir oyunu.. sizden güçlü sizden akıllı insanlar olacağını görür sınırlarınızı öğrenirsiniz.
Hayat, kaybetmek ya da kazanmak değil, acısıyla tatlısıyla onu yaşamaktır.
Kaybetmek ya da kazanmak ölçü ile değil algılarımızla ilgilidir.
Kaybetmek bize vakit kazandırabilir. Dinlenip yeniden yola koyulma, nerede yanlış yaptığını ve bunu nasıl tamamlayıp yola devam edebileceğini gösterir.
Bazen uzun atlamak için geri geri gidip, sonra hızlanman gerekebilir.
Bazen geri gidiş uzun atlayışların ya da vurulacak ve kazandıracak tek bir darbe için olabilir.
Bakış çizgimiz bizi yanıltabilir.. Hayata bakış çizgimizi uzun tutarsak KAYBETMENİN kaybetmek olmadığını görürüz..

ANI

ARDAHAN KÖPRÜLÜ İLKOKULU 1983

KISMET
Ardahan Göle de çalıştığım bir kış günü..
Göle den Köprülü Köyü ne döneceğiz. İki öğretmen abimiz, ben ve Rize den mevsimlik işçilikten dönen bir genç.
Kış şartları başlamış. Köye minibüs gidemiyor.
Ben koşulları yeni öğreniyorum.
Fethiye nire, Göle nire.
Dediler ki, ciple şu köye gidelim. Ordan köye yürürüz. 5km. ara var.
Ciple Kuzu Pınarı Köyüne kadar gittik. Sabahtan yağan kar tipi durmuştu. Hava sakinleşmişti.
Bir evde biraz oyalandık. Gitmeyin dize kadar kar var, ne kızak ne atlı kimse gitmedi. Kar yumuşak burda kalın yarın gündüz olunca gidersiniz dediler.
Fakat bizim öğretmen abiler gideriz dediler.
Ben 22 yaşındayım. Bunlar giderse ben haydi haydi giderim diyorum. Rize’den gelen gencin de elinde bir çuval var üstelik.
Akşam olmak üzere çıktık yola. Dize kadar batarak ilerliyoruz. Gece oldu.
Karın beyazlığı içinde ilerliyoruz. Gök, kar ve biz.
O zamanlar düşünmediğim, sonradan düşünüp ürperdiğim ya kurt çıksaydı, ya rüzgar başlayıp toz gibi karı yüzümüze savurarak nefesimizi engelleseydi v. s.
Neyse bir saatten sonra köyden bir ışık göründü. Işığa doğru yürüdük yürüdük.
Eve vardığımızda saatler geçmişti.
Kaldığımız arkadaşlar beni ve halimi görünce böyle bir saçmalığı nasil yaptığımı sordular.
Botum, çorabım buz tutmuştu. Terle ıslanan her kıyafet buz tutmuştu.
Yürüdüğümüz için üşümemiştik ama birazcık bile dursan tehlikeli olabilir, başka şartlar bizi yok edebilirmiş.
Anlıyorsun ki ucuz atlatılmış bir yolculuk.
Sözün kısası,
Varsa alınacak nefesin alıyorsun.
Yoksa da ne yapsan boş.
Kısmet.
Ve dersini alarak devam edersen, şansın daha yükseliyor belki.
Ve gençlik yılları aklın az, bedenin daha çok kullanıldığı yıllar.
Google haritalardan baktım. İki köy arası 5.6 km.
Normal koşullarda 1 saat 7 dakika diyor.

Sonra biri çıkıp sana bakıp son gördüğüne bakıp fütursuzca yorum yapabiliyor..

AİLE & ÇOCUK & EĞİTİM

Bu Çağda ve bu İnanılmaz geliştiğimiz!? zaman diliminde…
Bir öğretmenin ve okulun görevi şunlar OLMAMALI !!!!
1-Saçını taraması gerektiğini,saçının traş olması gerektiğini, mendil taşımasını, el yıkamasını hatırlatmamalıyım.
2-Toplu bir yere girerken çıkarken sıraya girerek girip çıkmayı,
3-Arkadaşı ile alay etmemesini
4-Yardımlaşmayı
5-Ders çalışmasının kendi sorumluluğu olduğunu
6-Zorbalık yapmaması gerektiğini, aklının bedeninden önemli olduğunu
7-Eğitimin süs ve gösteriş olmadığını
8-Herkesin o an sahip olmadığı yiyeceği göstererek yememesi gerektiğini,
9-Dünya da her şeyi hak eden tek ve biricik insanın O olmadığını,
10-İnsanlara karşı saygılı olmanın en basit yaşam kuralı olduğunu,
Okul ve öğretmen öğretmemeli.
Bunlar ailede öğretilmeli.
Bunlar okulda öğretilmeye çalışılıyor ve büyük vakit alıyorsa:
-AİLE DE ÇOCUK YETİŞTİRME me SORUNLARIMIZ VARDIR.
-ÖĞRETİM , EĞİTİM VAKTİMİZİ HARCIYOR
demektir.
Eğer bunlar okul ve öğretmenin görevi ise AİLE nin görevi nedir?
Çocuk ailenin AYNAsıdır.
YOKSA BİZ TEKNOLOJİK ARAÇ KULLANMAYI, KAPIMIZDAKİ ARAÇLARI, CEBİMİZE VERİLEN BANKA KARTLARINI GELİŞME VE İLERLEME Mİ SANIYORUZ?

Kuşak Suçlaması ve Empati

Bir nesil öncesi insanlar hep bir sonrasını suçlar. Eyvah mahfoluyoruz, bu gençlik nereye gidiyor böyle der.
Bakıldığında kimse bir yere gitmiyordur. O nesle de bu nesle de bakıldığında aynı uygulamaların bir farklı şeklini görürüz.
Şimdi sosyal medya iletişimini eleştiren biz yaş almışlar benzer şeyleri kendimiz yaptık. O neslin iletişim teknolojisi sebebi ile biraz daha dardı fakat bizlerin de merakımıza cevap veren erkeklerin sporcu defterleri, bu kalbin kadar temiz sayfayı bana ayırdığın için…. diye başlayan hatıra defterleri, sevdiğin renk nedir? Nerelisin? Sevdiğin kişinin baş harfleri diye devam eden anket defterleri, çizgi romanlar,mutlu sonla biten pembe dizi romanları,otuzbeş santimlik paçalar, Battal Gazi nin yüz metreye atladığı sahneyi ayakta alkışlanan sinemalar,… Veee siyasi dergiler eline geçmeden (ki oradaki fikir savunulsun) fikir belirtemeyen siyasi gençlik ve ezberlenmiş siyasi sloganlar vardı.
İşte tüm bunları yaşayan bizler şimdi bu gençlik nereye gidiyor diyoruz.
Değişen sadece iletişim yolları. Kağıt yerine ekran.
O zaman da bu toplumda ayrılıklar vardı. Giremediğimiz sokaklar, memur işçi kıyımları vardı. Şimdi daha görünür halde. Giz daha az.
O gün Battal Gazi izleyen bugün Diriliş Ertuğrul izliyor. O gün foto roman okuyan bugün dizi izliyor. O gün anket defteri düzenleyen bugün sosyal medyada geziyor.
O gün otuzbeş cm pantolon giyen bugün 10cm yi eleştiriyor.
Aslında ne toplum, ne gençlik bi yere gitmiyor.
Sadece YERİNDE SAYIYOR.
Çünkü bu ülke sadece günü kurtarma derdinde. Gelecek inşa edecek ülkelerde devrim niteliğinde Toplumsal Seferberlik olur. 1945 Almanyası, İskandinav ülkeleri, Uzak Doğu ülkeleri gibi.
Yoksa böyle birbirimizi eleştirerek yerinde sayarız.
Çözüm kaynakların verimli kullanılması, bilimsel ve evrensel eğitim (içerik uzun)
Son söz olarakta insanların birbirinin yaşam biçimine saygı duymak zorunda olduğu yasal düzenlemeler oluşturmaktan geçtiğine inanıyorum..
20.05.2018 E. SELKİ

Arkadaş Candır

En önemli dostlukların tohumları çıkar, bencillik yokken çocuklukta atılır.İyi ya da kötülüğe bile bakılmaz. Anlaşırsın tamam.

Sonradan kurulanlarda en iyi ihtimalle iyi insan seçme çabası vardır. Bu bile bence çıkarcılıktır.

E. SELKİ

ÇOCUKLARDA UYKUNUN ÖNEMİ

Ekstra uykunun çocuklarınızın akademik performansına, okuldaki tavrına ve fiziksel-ruhsal sağlığına pozitif bir etkisi olabilir mi? Çalıştığım projede, çalışma grupları olarak biri sabah saat 8.00’de, diğeri ise 07:20’de başlayan iki okul seçildi ve bu saat farkı sebebiyle, derslerin daha geç başladığı okula giden öğrencilerin ortalama 15 dakika daha fazla uyudukları tespit edildi. Bu farklılığa göre ise, daha çok uyuyan ortaokul öğrencilerinin gün içi yorgunluğu daha az hissettiği ve yüzde 9 daha fazla ihtimalle daha “uyanık” oldukları ortaya kondu. 15 dakikalık bu ekstra uyku, aynı zamanda okul yılı boyunca 51 saat veya kabaca 2 güne eş değer oluyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne göre ise, günümüzde ortaokul öğrencilerinin yaklaşık yarısı yetersiz uykuyla hayatlarına devam ediyor.

Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde sirkadyen ritimler

Çocuklar ergenliğe girdikçe bedenleri değişir. Uykuya dalmamıza yardımcı olan beyin hormonları da ergenlikle beraber gece daha geç saatlerde serbest bırakılır. Bu da, ergenlik çağındaki gençleri uykuya dalarken, daha küçük çocuklar ve yetişkinlere göre zorlar. Bu biyolojik durum, ergenler için daha geç uyuma anlamına gelirken, geç yatıp okul sebebiyle erken kalkmalarından kaynaklı sorunlara ise, öğrenimin daha ileri yıllarında rastlanabilir.

Hormonal değişikliğe bağlı uyku düzeni farklılaşmasının arkasındaki bilim, sirkadyen ritmimiz ve vücut saatlerimiz bazında oldukça iyi belgelenmiş durumda. Öyle ki, geçtiğimiz yıl, sirkadyen ritmi kontrol eden moleküler mekanizmalar üzerinde yapılan fizyoloji ve tıp alanındaki araştırmalar Nobel Ödülü sahibi oldu. Çalışmanın araştırmacıları, vücudumuzdaki her hücre ve dokunun yaşam saatini keşfettiler. Bu hücresel saatlerin optimal düzenlenmesi ve koordinasyonunun da, beyin ve bedenlerimizin temel günlük işlevlerine ve uzun dönemde sağlığımızı korumada son derece önemli bir rolünün olduğunu ortaya koydular.

Optimum uykunun sağlığımız üzerine etkileri

Uyku alışkanlıklarımız; bağışıklık fonksiyonumuz, vücut ısımız, öğrenme kapasitemiz, ruh halimiz ve hatta metabolizmamızı (örneğin şeker ve yağı düzenleyen hormonlar) sandığımızdan da fazla etkiler. Çağımızın en güncel bilim metotları, sağlık etkenleri üzerine yapılan çalışmalarda genetik saatlerin ve uyku alışkanlıklarının uyumuna bakıyor.

İdeal bir dünyada okulların, özellikle ergenlerin uyku saati ve süresiyle uyumlu olarak, sirkadyen ritimlerle ters düşmeyecek ve son bilimsel verilerle senkronize olacak şekilde, sabah 8:30 veya daha geç saatlerde başlaması gerekirdi. Bazı okullar sağlıklı uyuma sürelerine göre düzenlemeler yaparken, maalesef çoğu okul bunca ispata rağmen saatleri değiştirmemekte ısrarcı.

Hal böyleyken, çocuklarımız için yapabileceğimiz en iyi şey, onlarla konuşmak. Çocuklarla konuşup, vücutlarının ihtiyacını giderek şekilde erken uyuyarak günlük hayatlarında daha enerjik, daha odaklanmış olabileceklerini, uykumuzu tam anlamıyla almanın sağlığımız için ne kadar önemli olduğunun altını çizerek anlatabiliriz.

İşte bu konuşma için bazı ipuçları…

Çocuklarınızla konuşun

Eğer çocuğunuzun oyun oynamak, arkadaşlarıyla konuşmak gibi günlük etkinliklere daha çok vakit ayırmak için uyku süresini kısalttığını fark ederseniz, sağlıklı uyku düzeni hakkında gerekçeli bilgiler verebilirsiniz. Amerikan Pediatri Akademisi, ergenlik çağındakilerin bir gecede 8 ila 10 saat uyumalarını öneriyor. Ergenlik çağından küçük çocuklar veya ara yaşlar için 10 saat, daha büyük yaştakiler içinse en az 8 saat hedef alınmalı. Düşmeyi engellemek için ayakkabılarımızı bağlamamız, dişlerimizin çürümesini engellemek için onları fırçalamamız gerekliliği gibi, anlık veya uzun dönemde sağlığımızı korumamız için de yeterli uykuya ihtiyacımız olduğunu onlara bu tip örneklerle anlatın.

Uygun uyku zamanlaması ve süresinin beynimizi canlandıracağını, bizi daha verimli, daha yaratıcı hale getirip öğrenme kapasitemizi artırdığını, hatta dikkatimizi yeterli seviyede tutarak kaza ve yaralanmalardan korunabileceğimizden bahsedin.

Motive edin

Çocuğunuz uykunun neden önemli olduğunu bilmek isterse, zihin (dikkat ve biliş) açıklığının günlük aktivitelerini nasıl etkilediğine dair örnekler verin. Okuldaki sınavlarından, yaptığı spordaki kondisyonuna, her alanda başarısını artırabilmesi için optimum uyku süresineihtiyacı olduğunu anlatın. Örneğin, bir basketbol maçında başarılı bir oyuncu olmak için uykunun son derece önemli bir faktör olduğunu dile getirebilirsiniz. Uyku elbette, başarının tek sırrı olmayabilir; ancak etkisinin büyüklüğü de tartışılmaz. Bu sebeple, ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Departmanı’nın, daha sağlıklı bir ulus için 2020 hedeflerinde uyku sağlığı ve ergen uyku sağlığı konularını öncelikli olarak listeye aldığından bahsedin.

Düzenli bir uyku rutini oluşturun

Karanlık, konforlu bir yatak odası, yatmadan en az 30-60 dakika önce dijital cihazların fişten çekilmesi, gün içi şekerlemelerin 15 dakikayı geçmemesi ve öğleden sonra kafein tüketmeyi bırakmak, oluşturulacak uyku rutininin olmazsa olmazları. Tüm bunlarla beraber, en önemli etkenlerden biri de sosyal hayatın uyku düzenini bozmasını önlemek. Araştırma grubumuz, hafta içi-hafta sonu yatma saati farkının 2 saatten fazla olmaması gerektiğini tavsiye ediyor. Erteleme düğmesini kullanmayın ve hafta içi mümkün olduğunca geç uyanın. Yatma vakitlerinizi bir anda erkene çekmek yerine, kalkma vakitlerini 15-30 dakika erkene almaya çalışın. Kendi hayatınızda bu tip bir rutin oluşturup örnek olmak, gençler için de kuralları pekiştirip, otomatik pilota geçmeyi sağlayan önemli bir harekettir.

Doğru uyku alışkanlıkları edinip bunu bir yaşam tarzı haline getirin

Uyku düzeninizi ne kadar alışkanlık haline getirirseniz, uyumak o kadar kolay olur. İyileştirilmiş uyku süresi ve kalitesini tam 10 gün boyunca deneyimleyip, tadına vardığınızda hayat kalitenizin değiştiğini göreceksiniz. Elbette yaz aylarında, özellikle tatildeyken ailecek düzeninizin bozulması normaldir; ancak bu düzensizliği birkaç gün-hafta ile sınırlı tutun. İyi uyku, kendiniz ve ailenizin sağlığı adına uyguladığınız besleyici diyetler, stres yönetimi aktiviteleri gibi optimum sağlığınızı koruyacak tamamlayıcı unsurlardan biridir.

Bir uyku günlüğü yapın

Yoğun uyku ve uyanma döngünüzü belirleyebilmek için her sabah ve akşam uyanma ve uyuma saatlerinizi not etmeyi deneyin. Bu kişisel çizelgeyi ayda en az bir kez yapmaya çalışın ve çocuklarınızdan da aynısını rica edin. Biyoloji sınavı veya futbol antrenmanına 8-9 saat yerine 5-6 saat uykuyla gitmenin nasıl hissettirdiğini sorun. Çocuğunuz uykusunu almamışken yorgun, aç ve sinirli hissediyor mu? İyi bir gece uykusundan sonra nasıl hissediyor? Siz de bu soruların cevaplarına dikkat ederek konuyla ilgili motivasyonunuzu artırıp ailecek uyku düzeninize dikkat edebilirsiniz.

Unutmayın, optimal uyku zamanı ve süresi, çocuğun gelişim yılları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir ve fiziksel-zihinsel sağlık düzeyiyle beraber, aile etkileşimlerini de olumlu yönde geliştirir.

 

Hazırlayan: Team Behind It

Çocuk ve Sıkılmak

“Hayal gücü ve can sıkıntısıyla baş etme kapasitesi henüz küçük bir çocukken geliştirilmelidir” diyor Bertrand Russell ve şöyle devam ediyor: “Bir çocuk en iyi, tıpkı bir fide gibi, aynı toprakta rahatsız edilmeden bırakıldığında büyür. Çok fazla yer değiştirme, çok fazla çeşitlilikte etki çocuklar için iyi değildir. Ve büyüdüklerinde, verimli monotonluğa sabırla katlanmak konusunda onları acizleştirir.”

.

. BİZİM NESİL

Biz küçükken anne babamızın yaşam mücadelesi öyle çoktu ki… Bizim karnımız doydu mu, azcık da harçlık varsa hiç bir şey beklemezdik büyüklerden. Yalnız da oynardık, akranla da. Bu bizi olgunlaştırır, yaşamı öğretirdi.

Şimdi bir çok ebeveyn çocukları meşgul etmek zorundaymış gibi davranıyor. Her istek yerine getirilmeye çalışılıyor.

Sonra her şeyden çabucak sıkılan ve her değeri çabucak tüketen bir yaş grubu.

İşini, yaşadığı şehri, ortamını sıkıcı bulup bir türlü kök salamayan, sürekli şikayet eden bir nesil yetişiyor.

Bazı yoklukları, acıları, sıkıntıları anlayıp kıyaslamak için onu yaşamaya gerek yok. Akıl var, yaşanmışlıklar var. Bakıp görmek ders çakarmak var.

Yetişkinlerin de eksiklerini gidermek için toplumsal eğitime ihtiyaç var.