En önemlisi kendimiz için anlamlı bir hayat oluşturmak, bununla da başka yaşamlara katkı yapabilmektir.

Hata
Bu video mevcut değildir

Jest mimik kullanma öğrenmeyi kolaylaştırıyor

Öğretmen, 4. sınıf öğrencilerinin karşısında, beyaz tahtanın önünde duruyor ve matematiğin en temel konularından birini anlatmaya başlıyor: Bir denklemin ortasında yer alan ‘eşittir’ işareti. Bu konuyu anlatmak hiç de kolay değil. Çünkü, yaşça daha küçük öğrenciler genellikle, bu işaretin bir işlemi sonlandırdığını düşünürler. Bu konuyla birlikte, 8 + 4 = ? gibi alıştıkları bir işlem yerine 8 + 4 = ? + 6 işlemini çözmeleri gerekiyor. Bunu tam anlamıyla kavramak, cebir ve ileri seviye matematik konularına geçmelerini sağlıyor.

Bu konuyu anlatan neredeyse her öğretmen, içgüdüsel olarak ellerini benzer şekillerde hareket ettirir. Eşittir işaretini gösterirken, eliyle önce denklemin sol tarafının üzerinden geçer sonra da sağ tarafın. Her iki avuç içini yukarı çevirip denge hareketi yaparak eşitliği anlatmaya çalışır.

Peki şimdi de, bu öğretmenin aynı dersi yine aynı kelimeleri kullanarak verdiğini ancak dersi, elleri masanın üzerinde ya da kolları iki yanda anlattığını hayal edin. Görünen o ki, ders bu şekilde anlatıldığında, öğrenciler konuyu anlamakta daha fazla zorluk çekecekler.

Çocuklar jestlerle/el kol hareketleri ile daha iyi öğreniyorlar

Iowa Üniversitesi’nde psikoloji ve beyin bilimleri alanında doçent olan Susan Wagner Cook, bu tür senaryolar üzerinde çok sayıda çalışma yürüttü. İster matematik, ister yabancı dil ya da fen olsun, sonuç hep aynıydı: Çocuklar jestlerle/el kol hareketleri ile daha iyi öğreniyorlar.

“Jestler, soyut kavramlar ile somut şeyler arasında ilişki kurmayı sağlıyor – rakamlar ve kelimeler gibi,”

Yenilikçi Eğitimcilerin Sınıflarında Bulunan 8 Unsur

Eğitimci George Couros, yenilikçiöğrenciler istiyorsak yenilikçieğitimcilere ihtiyacımız olduğunu söylüyor. Siz bu tanıma uyuyor musunuz? Couros, Yenilikçinin Zihniyeti (The Innovator’s Mindset) isimli yeni kitabında öğrencilerini merak etmeye, keşfetmeye ve ileri görüşlü liderler haline gelmeye yeterince teşvik edip etmedikleri üzerine düşünmeleri için eğitimcilere meydan okuyor. Couros’un sınıfınızda olması gereken sekiz unsurluk listesine göz atarak kendinizi değerlendirmeye başlayabilirsiniz.

Yenilikçi eğitimcilerin sınıflarında bulunan 8 unsur:

  1. Öğrencinin “sesi”: Öğrenciler başkalarından öğrenmeli ve öğrendiklerini paylaşmalılar.
  2. Öğrencinin seçimi: Güçlü yönleri temel alan öğrenim. Öğrencilere seçme şansı verin.
  3. Düşünmeye zaman ayırma: Herkes (öğretmen, idareci, öğrenci) öğrenilenleri yazmaya ve onun üzerine düşünmeye zaman ayırabilmeli.
  4. Yenilik için fırsatlar: İcat etmeye, inşa etmeye, yaratıcılığa kafa yorun, zaman ayırın.
  5. Eleştirel düşünme: Öğrencilerinize meydan okuyucu sorular sorarak onları düşünmeye teşvik edin.
  6. Problem çözme/bulma: Öğrencilerinize zorluklar sunun ve yenilikçi çözümler üretmelerine izin verin.
  7. Öz değerlendirme: Öğrencilerin bunun nasıl yapılacağını bilmesi çok önemli. Öğrenci portfolyolarını kullanın.
  8. Bağlanarak öğrenme: Sosyal medya ya da video konferans aracılığıyla uzman kişileri sınıflarınıza getirin.

Bu unsurları uygularken öğrencilerinizin de fikirlerini alın ve bunları gelecekteki okul çalışmalarına da dahil etmenin yollarını beraber belirleyin.

Eğitimciler olarak bizim işimiz; harekete geçirmek, güven oluşturmak ve sonra da yoldan çekilmek.

Sıra sizde!

Bu unsurlardan hangilerini sınıfınıza dahil ediyorsunuz? Bunu nasıl yapıyorsunuz?

Üstün Potansiyelli Çocuklarda Duygusal Hassasiyet

Bu dönemde çocuk olmak ister miydiniz?

Soru bu kadar basit ve bu kadar zor…

Elbette, burada her iki cevabın da istatistiksel anlamda verilme olasılığı eşit. Ancak ailelerle yaptığım çalışmalardan da biliyorum ki, bu soruyu duyduklarında suratlarındaki ifade üzüntü ile keyif arasında gidip gelen bir sarkaç misali. Ve genelde keyif kendi çocukluklarını hatırladıkça ve üzüntü ise kendi çocuklarının içinde bulundukları durumu anlamlandırdıklarındaki duyguları…

Peki, çocuklarınızın duygu hafızalarında kalacak “duygu izleri” neden önemli? Bu duygu izleri onların hayatına istediğimiz ve arzu ettiğimiz “sağlıklı ve mutlu birey yetiştirme” amacına hizmet edecek mi?

Duygusal hafızamız, bizim hayata karşı tepkilerimizi de belirleyen bir mekanizma gibi. Üstün potansiyellilerin zihinsel kapasiteleri ile duygusal gelişimlerinin asenkronize olması ise bu duruma hassasiyeti biraz daha artırıyor. Gelin size bir örnek vereyim, hatta birçoğunuzun belki “benim çocuğum da aynı” diyebileceği bir örnek.

Hayvanlar ve hatta böceklerin ölümleri ile endişe yaşayan ve hatta gözyaşlarını akıtarak acı çeken bir çocuğunuz var. Aynı zamanda evsiz çocuklar ve sokak hayvanları konusunda da endişeli. Kocaman gözlerle size dönüp akılcı çözümler bulmaya çalışırken, endişesini hissediyor ve çözümlerine ortak olmaya çalışıyorsunuz. Biliyorsunuz ki, geçen ay site hayvanları ile ilgili tüm siteyi kapı kapı dolaşarak onlara ortak yer ve bakım alanı belirlenmesi konusundaki çalışmaları ve aldığı sonuçlar onu çok rahatlattı. Rahatlamaya ihtiyaçları var üstün potansiyelli bireylerin.

Üstün potansiyelli çocuk sahibi olan ailelerin neden bu konuda bilinçli davranmalarının bir gereklilik olduğu ile ilgili bilimsel araştırma sonuçları şöyle:

  • Üstün potansiyelli çocukların duygusal ve sosyal ihtiyaçları farklıdır ve destek gerektirir. Üstün zekâ karmaşık bileşenlerden oluşmaktadır ve bu durum da üstün zihinsel yeteneğe sahip bireylerin gelişim süreçlerinin normal zihinsel yeteneğe sahip bireylerden farklı olacağını göstermektedir.
  • Üstün zekalı çocukların özellikleri, zihinsel, fiziksel, sosyal ve kişilik gibi farklı boyutlarda incelenmektedir (Leana ve Cinan, 2012).
  • Üstün yetenekli çocukların gelişim özelliklerindeki farlılıklardan dolayı sorun yaşamaması için bu özelliklerin farkında olunması ve uygun yaklaşım sergilenmesi son derece önemlidir (Morawska ve Sanders, 2008).
  • 2006 yılında, Adler tarafından Ohio Kent State Üniversitesi’ndeki doktora çalışmasının konusu “Üstün yetenekli çocukların ailelerinin destek gruplarına katılımın etkileri”dir. Çalışma sonucunda, aile destek grubuna katılan ebeveynlerin üstün yetenekli çocuklarının zihinsel, sosyal ve duygusal özellikleriyle ilgili bilgi edindikleri ve çocuklarının davranışlarını daha iyi anladıkları saptanmıştır.
  • Saranlı (2011) tarafından yazılan doktora tezi de aile rehberliği programının aileler üzerindeki üzerinedir. Eğitim programı sayesinde aileler daha önce çocuklarında sosyal-duygusal problem olarak gördükleri durumların, normal bir durum olduğunu fark ettiklerinive bu sayede çocukların ruhsal uyumlarının olumlu yönde değiştiği belirtmişlerdir.

Benzer sonuçlara, hem deneyimlerime hem de ailelerle yaptığım eğitimlerin ölçme ve değerlendirme sonuçlarına göre ulaşıldığını söyleyebilirim. Ailelerin üstün potansiyelli çocuğa sahip olmanın özelliklerini ve çözüm önerilerini de bilmesinin çocuğun hayatına katacağı anlam uzun vadede inanılmazdır. Çocuklar ile ilgili atılan her adımın geri dönüşünü almak uzun süreç gerektirdiği için zaman ve doğru destek buradaki en önemli kriterler. Aileler ile çalışırken ilk başladıklarımızdaki algılarının ve çaresizlik hislerinin zaman içinde azaldığını söyleyebilirim.

Uluslararası platformlarda da sadece üstün potansiyelli bireylerin duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının nasıl destekleneceği ile ilgili kuruluşlar var. SENG (Social and Emotinal Needs of The Gifted / Üstün potansiyellilerin Sosyal ve Duygusal İhtiyaçları) konusunda kurulan web sitesi de konunun önemi ve yapılabilecekler hakkında bilgi veriyor. (www.sengifted.org)

Bilimsel dayanaklar ve deneyimlerin ötesinde ihtiyaç duyulan en önemli konulardan biri de “Peki ne yapabiliriz?” sorusunun cevabıdır. Çözüm önerilerini ve aile içi etkinlikleri bir sonraki yazımda paylaşacağım.

Şimdi gelelim en baştaki sorumuza, “Bu dönemde çocuk olmak ister misiniz?”. Önerim cevabınızın evet ve hayırlarının bir listesini yapmanız. “Evet” başlığı altındakileri çocuklarınızla paylaşarak gerçekleştirmeniz, “hayır”larınızın gerekçelerini listeleyerek (örneğin: bu dönemde çocuk olmak ister misiniz sorusuna “hayır” demenizin gerekçesi çocukların yeterince akranlarıyla ve dışarıda oyun oynayamaması olabilir), çocuklarınıza da yaşatmaya çalışmanızdır (akranları ile dışarıda oyun oynaması için destek vermek).

Emin olun, duygusal hassasiyeti yüksek olan üstün potansiyelli çocuklarınıza ve elbette tüm çocuklara en iyi gelecek yollardan biri budur!

Ve son soru: “Hiçbir gelecek kaygınız olmasaydı, çocuklarınıza şu an nasıl bir yaşam kurgulardınız?”

Cevabı sizde ve derinlerde. Bulun onu…

Keyifli yolculuklar !

Uğur Zat

Üstün Zekalı ve Yetenekli Çocuklar Aile Eğitim Uzmanı

Kaynakça:

Adler DM. The effects of participating in support groups focusing on parenting gifted children [PhD Thesis]. Ohio: Kent State University; 2006.

Leana-Taşcılar, M. Z. ve Cinan, S. (2012). Üstün Zekalı ve Normal Çocuklarda Yönetsel Fonksiyonlar: Londra Kulesi Testi. Psikoloji Çalışmaları Dergisi, 32,13-30.

Morawska A, Sanders M. (2008). Patenting gifted and talented children: what are the key child behaviour and parenting issues? Australian and New Zealand Journal of Psychiatry, 42(9): 819-27.

Saranlı AG. Üstün yetenekli çocukların ailelerine yönelik geliştirilen aile rehberliği programlarının etkililiğinin incelenmesi [Doktora Tezi]. Ankara: Hacettepe Üniversitesi; 2011

KADIN

Senin ne anlattığın değil, insanların ne anladığı önemlidir.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır:

Zevkli bir kadına rastlarsanız, ZEVKİNİZ;

Bilge bir kadına rastlarsanız, BİLGİNİZ;

Zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.

 
Hayat kat kattır.  Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat:

 Yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.
ALINTI

Hayat Tepkilere Göre Şekillenir

Hayatın %10’u,sizin başınıza gelenlerden oluşur.
Hayatın diğer %90’i ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla gelişir.

Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, çay fincanına çarpıyor ve bir fincan çay gömleğinizin üzerine dökülüyor.
Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek:

Lanet ediyorsunuz. Çayı üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz.
Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor.
Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve çay fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor.

Öfkeyle odaya gidiyorsunuz ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz.
Odadan çıktığınızda kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz.
Kızınız servisi kaçırıyor.
Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz.
Geç kaldığınız için, saatte 40 km hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 80 km hızla gidiyorsunuz.
Sonra okula ulaşıyorsunuz.
Kızınız size “Hosçakal” demeden binaya koşuyor.
İşyerinize 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz.
Gününüz korkunç bir şekilde başladı!
Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz.
Eve ulaştığınızda eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.
Neden? Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak!
Neden kötü bir gün geçirdiniz?
A) Çay sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Siz sebep oldunuz
Cevap “C” şıkkı
Çayın dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu.
Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu.
Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi:
Üzerinize çay döküldü.
Kızınız ağlamak üzere.
Siz nazikçe
“Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek” diyorsunuz.
Havluyu kaptığınız gibi odaya gidiyorsunuz.
Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra odadan çıkıyorsunuz ve ayni anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz.
Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz işe gitmek için birlikte çıkıyorsunuz.

EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR

Çocuğun ilk eğitim yeri ailedir.

Merhaba ,lütfen,teşekkür ederim gibi ifadeler önce ailede görülüp uygulanır.

Dürüstlük,saygı ,sözünde durma,başkalarını rahatsız etmeme ilk evde öğrenilir.

Sınırlarını bilme ,sorumluluklar evde öğrenilir.

Temiz olmak,mendil kullanmak ,tırnağını kesmek ,ağzında yiyecek varken konuşmamak,düzenli tertipli olmak ailede görülüp öğrenilir.

Bunların  okulda öğretilmeye çalışılması eğitimden zaman çalmaktır.

Yıllar öğretmenlikle geçti.40 yıl önce de tırnağını kes ,mendil taşı diyorduk.Hala söylüyoruz.Sıranın altına atılan kağıdı topla diye hala yönlendiriyoruz.

Ayağından çıkan çamuru arkadaşının sırasının altına doğru itmeyi biliyoruz ama hapşururken ağzını kapatmayı,mendil kullanmayı biz hatırlatıyoruz.

Telefon uygulamalarını kullanmayı biliyoruz fakat yemek yerken konuşmamayı beceremiyoruz.

Vurarak anlaşmak sorun çözmek oynamak yok diyerek dilimizde tüy bitiyor.Sonra okullardaki eğitim sorgulanıyor.Elbette sorgulanmalı.

Fakat önce ailedeki,evlerimize giren tv lerdeki  görsel algılar sorgulanmalı.Herkes kendine ait sorumlulukları başka kişi ve kurumlarda aramamalı.Önce ben çocuğuma nasıl örnek oluyorum ne verebiliyorum diye aynaya bakmalı.

Aile içinde yeterli görgü ve davranış öğrenmeyen çocuklar toplumda uyumsuzluk yapıyor.

Yerine göre eğitimi aksatıyor başkalarının öğrenmesini etkiliyor.

Bazıları öğretmen arıyor ya…Biz de ebebeyn, veli arıyoruz..

E.S