DERDİ YAŞAYAN BİLİR,ÖNCE ONU DİNLEMEK GEREK…

Ben yıllardır bir konu üzerinde düşünür ,kendimi ikna edecek bir yanıt bulamam.Tahminlerim kendimce savlarım,düşüncelerim var ama yanıt olmuyor.Yanıt olması için her olayda yeterli cevap olması gerekiyor.

Cevap bulamdığım soru şu..  kişi yağmurda ıslanarak yürüyor.Sırılsıklam .Hiç umrunda değil.Muhtemelen bedava duş alıyorum diye de şükrediyordur.

Bu konuyla ilgisi olmayan evinde kuru kuru oturan bu ıslananın derdine düşüyor.Niye  şemsiye almamış yanına ,şöyle böyle ..Bir dur ..O halinden şikayet etmiyor hatta şükrediyor. Karışma ..Ne yaşayacaksa yaşasın.Ona göre bir yol çizer kendine..

İşte biz çocukları da böyle yetiştirdiğimiz için sorun çözme iradelerini elinden alıyoruz. Sorumlu yetiştirmek yerine sorunlu bireyler yetişmesine  “İYİ NİYETLE” sebep oluyoruz.

Nasıl olmalı? Derdi olan derdini anlatmalı.. Diğerleri aklına yatıyorsa bunu desteklemeli.

Elbette bu durumların siyasi,toplumsal,sosyolojik,bastırılmışlık ve konjuktrel yönleri hakkında çok şey söylenilebilir.Bazı durumlar sistematik vb.

Yine de ben derdi olanın ilk ağızdan dert anlatması fikrini düşünüyorum.

Ersoyca..