HAYAL

Biz de hayal kurmak ,sevmek,kızmak,sinirlenmek bile sınırladır.İnsanınız kendi duygusundan bile korkar.Bu duyguları yaşarsa suç işlemiş gibi hissedip ,kendine ceza bile verebilir.

Yıllar boyu öğretmenlik yaptım.Derslerimde matematik kadar spor ve sanatsal etkinliklere önem verdim.Beden eğitimi dersinde matematik yapmadım.Kendi yaşamımdan bilirim.Spor benım gelişimimde üstün rol oynadı.Bireysel yetenekleri geliştirmek çok değerlidir .

Dikkat çeken bir detay vardı .Çok üzülürdüm.Çocuklara resim derslerinde hayalinde bir farklı dünya çiz dediğimde de resimler gerçek gibi olurdu.Temiz bir çevre gibi.Oysa ön açardım.Uzayda bir eviniz olsun.Bisikletiniz uzay aracı gibi olsun gibilerden. Fakat uçan bir iki araba dışında hayal ötesi bir resim göremezdim.Onları günlerce panoda tutardım.

Çünkü ailede de duygular baskı altındaydı.Annenin izin verdiği,babanın kabul ettiği kadar .Hem hayaller ve gerçek uyuşmuyordu.En kolay insan ihtiyacına bile ulaşmak ekonomik ve sosyal nedenlerle zordu.İnsan olarak en alt düzeyde karın tokluğuna mahkum edilmiş ve buna da şükretmesi gerektiği öğretilen toplum ne hayal kurabilirdi ki! Hep ondan daha kötüleri hep en dipte olanı 500 yıl 1000 yıl önceyi düşünerek, bugünden mutlu olunup, isyan edilmeyecekti. Bu kültürel ortamda yetişen çocuğun hayali bile hayal değil yaşam gerçeği oluyordu.Yazılım genetik mühendisi olmak isteyen çok azdı.Bir öğrencimin ağabeyi yazılım istediği için mutlu olmuştum.

En çok istenen meslekler öğretmen hemşire polis gibi gözün görebildiği mesleklerdi. Bir çocuğum da ben TIR şoförü olacağım demezdi.Bir dönemin çocukları hayal bile kuramıyordu.

Peki ya büyükler..Büyüklerin de konfor alanından çıkmamak ,zorluk çekmemek ,uğraşmamak için yaşamlarından memnun olmadığı halde, o yaşama rıza gösterdiklerini gördüm. Onlar da bir duygu yaşadıklarında duygularını ifade etmek bir yana hissettiği duygulardan bile rahatsız olup, binbir türlü kıvırmayla öncelikle kendini yaşadığı duygudan kurtarmaya çalıştığını gördüm.Sadece annelik duygusu ifade edilebilir ya da aile duyguları.Çocuk sevgisi vb. Bunun dışında bir duygu yaşamak bastırılmıştır. Söylenmesi hatta hissedilmesi bile adeta suçtur sanki. Duygunun suçu olur mu? Hayal kurmaktan bile korkulur mu? Biz de olur. Çünkü herşey gizli olsun,kimse görmesin, konuşmasın ,yani ele güne rezil olmama adına yapılır. Bunda kimse suçlanamaz.Öğreti bu..Fakat kendine bile ikiyüzlü davranmaktır bu.

İnsan davranışları ile kendisidir. Davranışa dönüşmemiş, kötü kabul edeceğimiz bir bir düşünce bile, eyleme geçmemişse kötü sayılmıyorsa duygulardan düşüncelerden korkmak kaçmak nasıl bir ruh hali yaratıyor? Bana göre beden gibi ruh ta hastalanıyor. Onun adı da depresyon,stres vb

Sevginin, güzel duyguların, nefretin yada kızgınlıkların gönül dolusu ,ağız dolusu ,haykırılmadığı, konuların açık seçik net ifadelerle konuşulamadığı aile ve toplumda yenler içinde çok fazla tedaviye ihtiyacı olan kırıklar var diye düşünüyorum..

E.Selki 10.02.22